Her gün yeni kararlar var hayatımda. Akşamları neden daha derin düşünür insanlar?
En ciddi kararları, en üstüne düşülmesi gereken konuları neden akşama saklarlar? Sanırım örtüyor fikirleri gece ve tabii ki düşünce bulutlarını da.
Benim buna söyleyecek bir şeyim daha var!
Yaklaşık 2 yıldır planlarımı, düşüncelerimi geceye saklıyorum.Gün boyu erteleyip, gece kahvemle camımın kenarına oturup,analiz yapmaya bayılıyorum.Kesin olarak düşündükten sonra da bütün olarak sabaha bırakıyorum. Ya çeki alıyorum ya da 'eminim, son kararım' diyorum. Nedense sonucu da bir tek ben biliyorum!
Bu olayı bana çaktırmadan öğreten insana teşekkürler. Her insan bir şey öğretip gidiyor hayatta.
Beni planlarımın iflah olmazlığı deli ediyor.
Çünkü tezim bir yerde mutlaka çürüyor.
Ya klişe olay; insanlara bağlı olan planlar suya düşüyor ya da bakiye yetersiz ya da gripal enfeksiyon ya da .. diye gider bu cümle.
Planımın iptal olmasından hep nefret etmişimdir. bu ara moda olan kelimeli de kullanayım: 'ifrit' ediyor beni zorunlu iptaller! (Kurban'ın yeni albümündeki bir şarkının adı da İfrit. Oley.)
Yanınızdabakıcınızolmadangezmeyegidemeyenlerdenmisiniz?
Akşam için tamam.Elinin hamuruyla sokağa çıkarsan, bizim Türk erkeklerimiz yiyecek gibi bakarlar. Yeter ki cinsiyet kız olsun.
Ya Gündüz? O zaman yok mu bu yaratıklar, evet var. Aynı insan potansiyeli gündüz de var akşam da. Nedense gündüz çıkabildiğimiz sokaklara, gidebildiğimiz mekanlara, akşamları ürkerek gidiyoruz.
'Ama akşamları sarhoşşşlar çıkıyoo piyasayaaağğ! '
Pis kurt adamlar sizi. Çıkmayın.
Neyse.
Neden alışverişe gideceğimizde,bir kafede oturup kahve içeceğimizde,yürüyüşe çıkacağımızda v.b. gibi durumlarda yanımıza yandaş bulmak zorundayız?
Oldu da birinin işi çıktı, diğerinin sevgilisi trip attı, diğerinin programı var, yok birileri piknikte, yok bakiye yetersiz bilmem ne.
Tek başına çıksana arkadaş! (İyi ki fazla(!) huysuz olmayan bir tipe sahibim de, çok ihtiyacım olmuyor tek başıma plan yapmaya.Başak'ı seviyoruz.Hayır.SeviyoruM. Evet!)
Ama ben yaptım. Demek ki oluyormuş.
Geçen gün giydim eşofmanlarımı, taktım mp4'ümün kulaklıklarını, haydi yürüyüşe. Tam merkezde oturmak can sıkıcı bir durum. 'Yüriyceeem arkadaşım çekilsene, tempomu bozuyosun yaa' diye çığlık atıyorum içimden. Bir ego, bir ego. Sormayın gitsin. Bir şey oldum sandım o an gereksizce.
O değil de Teoman cıngıldarken kulağımda, yağmur sonrası toprak kokusunu özlemişim.
Of duygusala bağladım ama, cidden öyle.
Hüzün sardı haydi bakalım derken, müdürümün telefonu iptal etti beni gülmekten. Silkelendim, reset attım kendime ayak üstü. Yoksa tek başına kıkır kıkır gülen biri.. Hiç hoş değil. Siz her durum için yanınıza bir eleman alın dışarı çıkarken.
Olmayacak iş değil hani. Hahahaa. (Bak hala..)
Seviyorum, sevmeyi sevdiğim her şeyi !
Not: Geleceksen gel artık kış. Oyalama bizi. Ne dönek kararlara hemfikirmişsin hacı. Geçen gün tepede tabak gibi güneş var, uyandım. Aha dedim beyaz kot siyah gömlek kreasyonu. Yok be, klasik iş yeri kıyafeti işte. Kro falan değildi öyle giyinmem ki zaten. Neyse işte giydim beyaz kotumu. Sel götürdü akşam ortalığı. Kış havası, bildiğin gümbürdedi gökyüzü.
O an Alper yetişti bulamadığım cümleye: ' Fukaranın düşkünü, beyaz giyer kış günü'
'Beni bu havalar mahvetti'
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder