Cumanın gelişi perşembeden belli olur.
Oldu mu?
Valla oldu.
Hatta cumartesiyi iple çekmedim desem yalan. 2 gün tatil. İşte bu!
Önce yağmurun sesiyle uyandım. Özlemişim. Panjuruma vuran damlalara kızamadım nedense. Baktım da, zaten öğlen olmuş. Abartmışım.
Aa amcam bizde. Hoş-beş, sohbet, muhabbet, geyik derken evli evine, gezmeci gezmesine.
Başak imdada yetişiyor; haftasonumun en az bir günü onun. Dershane günlerinden beri yağmurda sıpaya dönmemişiz ve özlemişiz. Beraber yağmurda kahve içmeyeli de baya olmuş. Muhabbet etmemişiz, hep dert anlatmışız önceleri. Yine anlattık, açtık te eskilerden bugüne yaşanılanları da; gerçek sorunlardan, stresten arınmışız, muhabbetimize gülücükler dahil olmuş artık. 3-5 ayda büyümüşüz yine yeni yeniden.Ne güzel.
Her yerde, her durumda, her alanda eğlenmeyi bilen iki insan oluveriyoruz yanyanayken. Nasıl bir tesadüf ki bulduk birbirimizi?
Simitçi müdavimi temeci kız. Sabah sabah Başak Kaya, zeytinli poaça,2 küçük çay ve geceden arzulanan o sıcacık peynirli simit.
Sonraları kahve, winston,cEmAl diye gider bu.. Hüdo'yu da unutmamak lazım.
Neyse. Bir tanı koydu bana, ne de olsa geleceğin psikoloğu o.
'Paranoya Başlangıcı'
Telefon çalıyor o an. Ben başlıyorum: 'Neden aradı ki? Ne demek istedi ki? ' Başak sadece bakıyor.
Garson çocuk geliyor : ' Başka bir şey istiyor muydunuz?' diyor. 'E kahveleri şimdi getirdi, daha bitmedi ki niye sordu?' bu kez hayretle bakıyor.
'Neden aramadı ya saat kaç oldu. Bişey mi olmuştur?' 'Şöyleyim diyor ama bence değil baksana'
Artık kesin tanıyı koydu. Sen paranoya Başlangıcısın!
Orda da birileri var.Eli var kolu var kuyruğu var..
Hayır, sadece 'güvenip de hayal kırıklıklarına uğramalarım'dan bu durum. Kimseye inanamamaktan. Evet, her insan biraz paranoyaktır, şüphecidir. Birileri bunu bazen uç noktalarda yaşar o kadar.
'Ya da boşver gitsin. Zaten hiç inanmamıştım ki. '
Gün güzel başladı, güzel gitti, ve mutlu son!
Ersin'le gidelim artık maçlara, uğurlu mu geldik ne diyecektim ki.. 'Batıl inançlara dur de Dilan!' diyor derinlerden bir ses:
'En son 2002'de yenilmişiz Bjk'ye. Olması gereken buydu zaten haydi sevin!'
Giydim formamı, gittik ışıklara. Hop oturduk, hop kalktık, hop Mustafa Sarp, Haydi Baros, yetmez bi daha Baros derken 'üst' yapıverdik.
Elano Pro esprisini es geçmem. Tabii ki spikerin Leo Franco için söylediği sözü de : ' Fotoğraf çektirmek istese bundan daha güzel poz veremezdi!'
Bu hafta verilmiş çok sözüm var. Kendime verdiğim sözler çoğunlukta.
Cuma eğlencedeyiz. Cumartesi de. Ve tabii ki 21'inde de.
Eğlenirsek tavsiyelerimle burdayım. Aa. Bi dakika. Siz neredesiniz?
Not: Cumartesi şarabı Ramazan nedeniyle eşlik edemedi bize desek hani.. Yer misiniz?
Not2:
Cumartesi şarkısı:
Ne zaman arabamı yıkatsam mutlaka yağmur yağar
Yağmurda yürüsem su sıçratır üstüme pis arabalar
En uzun yanan yeşil ben geçecekken sararır
sola girsem sol tıkalı, terk ettiğim şerit boşalır
Doğru zaman, doğru yer' hikayesi
nerde yazılır bu kara bahtın reçetesi
Ne zaman falıma bakılsa falcıları bir keder alır
Dilek tutmak istesem yıldızlarım çakılı kalır
Gecenin bir yarısı son sigarama dökülür çayım
Telefonum çalar ses gelmez: hep mi yanlış numarayım
Ne kumarlar kaybettim aşk için bile bile
Şeytanın bacağı demirden, gelmiyor dize
Ah, bu kör talihim nerde olsam bulur beni sobeler
Ben mutluluktan bir parça şefkat dilenirken
Hiç sevmiyor beni tesadüfler...
Anladım ki kral tesadüfler.
Kralsın Feridun.
D.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder